Her Müslüman tüccarın
örnek alması gereken, meleklerin kendisinden haya ettiği sahâbe, Zinnûreyn Hz.
Osman…
Kendisi 34 yaşındayken Mekke
İslam ile şereflendi ve Hz. Osman Hz. Ebû Bekir’in vesilesi ile iman etti.
İslam öncesi Mekke aristokrasinin en önemli ailesi olan Benî Ümeyye’den olan Hz.
Osman, iman etmesi sebebiyle amcası tarafından Müslümanlığının ilk günlerinde
eve hapsedilmişti. Fakat gösterdiği sebat ailesinin baskıları azaltmasını
sağladı.
Ardından Hz. Muhammed’in kızları
Rukiyye ve Ümmü Gülsüm’ün Ebu Leheb’in oğulları ile olan sözleri bozulunca,
36-37 yaşlarına kadar evlenmemiş ve iffetini korumuş olan Hz. Osman, kızlardan
birisine talip olmuştu. Bu duruma çok sevinen Efendimiz (sas) Rukiyye
validemizi onunla evlendirmişti. Bunun sonucunda Benî Ümeyye, Hz. Osman
üzerindeki psikolojik ve fiziksel baskıyı artırmıştı.
Hz. Osman’ın hayatında en
dikkat çeken olaylardan birisi de Habeşistan hicretidir. Düşünebiliyor musunuz
Mekke’nin en zenginlerinden biri olan Hz. Osman, kendisi gibi Mekke’nin en varlıklılarından
16 kişi ile hicret için yola çıkıyor. Köle, fakir insanlar değil Mekke’nin en
asilleri ve zenginleri… Yani İslam zengin-fakir, hür-köle fark etmeksizin
herkesin sırtında yükselmiştir. Hz. Muhammed (sas) Hz. Osman ve kızı Rukiyye’yi
Habeşistan’a gönderirken şunları diyecekti: “Selam olsun Osman’a ve
ailesine! Vallahi onlar Lût’tan sonra iman adına hicret eden bir iman ailesidir.”
Toplam 7 yıllık hicretten
sonra Medine’ye dönen Hz. Osman, Medine’deki İslam medeniyeti bina edilirken
her safhada aktif olacaktı. O günlerde Hz. Osman Müslümanların su ihtiyacını karşılamak
için Rûme kuyusunu bir Yahudi’den satın almıştı. Fakat bu o alışveriş o kadar
akıllıcaydı ki adeta bizlere bir ders veriyordu: Ey Müslüman! Yaptığın iş İslam’a
hizmet olsa dahi israf etme. Aynı şekilde Medine’de Yahudilere ait 4 çarşıya
rakip olarak bir Müslüman çarşısı kuruldu. Bu görevin ön saflarında da yine Hz.
Osman vardı.
Değinmek istediğim bir
diğer olay iste Hudeybiye’de Hz. Osman’ın nasıl davrandığıdır. Hicretin 6. Yılında
Efendimiz (sas) rehberliğinde Umre maksadı ile yola çıkılmış, Mekkelilerin
müsaade etmemesi sonucu Hudeybiye’de bir süre bekleyen Müslümanlar nihayetinde
bir antlaşma yapmışlardı. O konaklama süresinde elçiler gidip geliyordu. Mekke’ye
gönderilen elçi ise bağlantıları sebebiyle Hz. Osman’dı. Mekkeliler ona Kabe’yi
ziyaret etme izni verdiler ama o tereddüt etmeden Allah Resûlü (sas) ve
Müslümanlar ziyaret etmediği sürece Kabe’yi ziyaret etmeyeceğini söyledi -ki
Efendimiz (sas) Hz. Osman’ın bunu yapacağından emindi-. Hz. Osman’ın dönmesi
birkaç gün gecikince öldüğüne dair söylentiler yayılmıştı. Bunun üzerine Resûlullah
(sas) onun kanının bedelini sormak için ayaklanmış ve Müslümanlardan biat
almıştı. O biat edenlerden Kur’an’da övgüyle bahsedilmektedir.
Hz. Osman malını her
zaman İslam ordusu ve Müslümanlar için harcamıştır. Buna rağmen serveti her
zaman artmıştır. Görüyoruz ki Allah için harcanan, bizlere her zaman fazlasıyla
döner.
Tüm bu güzel hasletlere
ek olarak Hz. Osman hakkında Efendimiz’in (sas) şöyle söylediği rivayet edilir:
“Kendisinden meleklerin hayâ duydukları bir kimseden ben hayâ duymayayım mı?”
Rabbim bizlere de Hz. Osman’ın yaptığı gibi karlı ticaretler yapmayı ve cennet
karşılığında infaklar edebilmeyi nasip etsin. Esselamu aleykum ve rahmetullah.
Yorumlar
Yorum Gönder