Vedûd olan Allah'ın adıyla...
Bazı okul meşguliyetlerimiz sebebiyle yazılarımızı paylaşmada biraz geciksek de buluşmalarımıza devam ediyoruz elhamdülillah. Bu yazımızda Yaşayan Şehit Talha bin Ubeydullah'tan bahsedeceğiz.
Yapraklarını, dallarını, meyvelerini, salkım salkım çiçeklerini cömertçe sunan akasya ağacı anlamına gelmektedir Talha. Sahabe efendimiz de tam olarak ismiyle müsemmâ. Henüz İslam'la tanışmadan önce de imanın izlerini taşıyor hayatında. Yoksullara yardım ediyor, düşene destek çıkıyordu.
Yine bir gün ticaret için gittiği Busra'da bir rahipten duyduğu sözler vesile oldu imanla tanışmasına. Ardından Mekke'ye döndüğünde birçok insana olduğu gibi Hz. Ebu Bekir'in elleri götürdü onu Peygamberimiz (sav)'e.
Yüreğine dolan iman sevincini ailesiyle paylaşmak şöyle dursun akrabalarından işkencelere maruz kalıyor, bu eziyetlerin başını da annesi çekiyordu. Bunca ağır eziyetlere rağmen hakikatin tadını bir kez almıştı. ''İsterseniz beni öldürün, ama ben asla dinimden dönmeyeceğim.''.
Keyfiyetleri, alışkanlıkları, sahip oldukları, annesi değildi sadece vazgeçtikleri. Canını dahi vermekte şüphesi yoktu. Yine cömertti Talha bin Ubeydullah...
Ne kervanları kalmıştı ne bir dirhem malı Medine'de Peygamberimizle kalmaya karar verdiğinde. Onca sermayeyi kaybetmiş değildi elbet feda etmişti. ''Seni kazanayım, seninle beraber olayım da varsın tüm sermayem yok olsun.''.
Uhud'la birlikte anılmak...
Bedir gazvesinde istihbaratla görevlendirildiği için sıcak çatışmada bulunamamıştı. Yine görevdeydi lakin o şehadet hayali kuruyordu. Bu yüzdendi Uhud'a olan heyecanı. Hem kahramanca savaşmış hem de Peygamberimiz (sav)'i korumaktan geri kalmamıştı. Öyle ki Efendimiz (sav): Uhud'da sağımda Cebrail, solumda Talha vardı, demişti. Peygamberimiz (sav)'e siper ederken kendisini, Peygamberimiz (sav)'e isabet edecek bir ok, Hz. Talha'nın sağ elini parçalamıştı. Bir saniye bile düşünmeden engellemişti oku. Düşünerek planlayarak yapılacak şey değildi bu. Samimiyetle, cesaretle...
Yine bu samimiyeti cennet merdiveni olmuştu ona. Merdiven diyoruz çünkü Peygamberimiz (sav) yaralı bir halde Uhud'un biraz yüksekçe bir yerinde bulunan bir kayaya oturmak istemiş fakat zorlanmıştı. Bunu anlayan Hz. Talha Efendimiz (sav)'e sırtını basamak yapmıştı ve bunun üzerine Peygamberimiz (sav) onu cennetle müjdelemişti.
Hayatlarını İmânlarına Şahit Kılanlar...
''Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin, bilakis onlar diridirler, ama siz bunun farkında değilsiniz.''
(Bakara 2/154)
Şehitler öldükleri zaman dirilirler, asıl hayatları o zaman başlar. Ama yaşayan şehitler ölmeden dirilirler. Ölmeden şehitlerin elde ettikleri güzelliklerin bazılarını elde ederler.
Kitabımız, yaşayan şehit ifadesini bu cümlelerle ele almış ve ne güzel açıklamış.
''Müminlerden öyle erler vardır ki, Allah'a verdikleri ahidin üzerinde sabitkadem olarak dururlar. Onlardan kimi, sözünü yerine getirmiş ve hayatını imanına şahit kılarak Allah yolunda öldürülmüşlerdir. Kimi ise sırasını beklemektedir. Onlar verdikleri söze riayet ederek her an bu sözün üzerindedirler'' (Ahzab 33/23)
Peygamberimiz bir hutbesi sırasında bu ayetleri okurken cemaatten birinin sırasını bekleyenler kimdir sorusu üzerine Hz. Talha'yı işaret etmiş ve Yaşayan Şehit ismini bizzat kendisi vermiştir.
Sonrasında bir müddet çiftçilik yaptıktan sonra tekrar ticarete devam etmiş. Bir başkasına yaslanmadan, kendi gayretiyle helalinden kazanarak ve kazanmak için değil vermek için gayret etmiş.
Çalışmak, paylaşmak, fedakarlık tanıdığımız kelimeler fakat içini dolduran niyetlerimiz. Allah niyetlerimizi şaşırtmasın. İşlerimiz samimiyetsiz olmasın ki, günü geldiğinde Rabbimiz'den ''evet, benim içindi'' müjdesine nail olabilelim.
Sözün özü, hayatlarımız şahit olsun imânımıza. Amîn.
Selâmetle...
Yorumlar
Yorum Gönder