Hz. Ömer (ra)’ın hayatı… 28 senesi İslam’a adanmış bir hayat. Öyle bir hayat ki 6 sene geç gelmesine rağmen arayı çabucak kapatan, basamakları üçer beşer çıkarak Peygamberimiz (sas)’ in soluna geçmeyi başaran bir hayat.
Mucize İstersen
İslam’dan Önce Ömer İslam’dan Sonra Ömer
Hz. Ömer’in
hayatı İslam’ın insan yetiştirme mucizesini ortaya seriyor. “Mucize istersen
eğer, İslam’dan önce Ömer, İslam’dan sonra Ömer.” dedirtiyor. Bu durumu daha
anlaşılır kılmak için kitabımızda geçen şu örneği vermekte fayda var:
Hz. Ömer
(ra), I.Habeşistan hicretine katılmak için hazırlık yapan antlaşmalı köleleri
Amir b. Rebia ve hanımı Leyla bint Ebi Hasma’nın yanına gelir. Öncesinde onlara
Müslüman oldukları için çok fazla işkence etmiştir. Leyla’nın Hz. Ömer’e onun
işkencelerinden bıktıkları için Habeşistan’a hicret edeceklerini söylemesi
üzerine Hz. Ömer duygulanır ve sesi titreyerek “Gidin Allah yardımcınız olsun!”
der. Sonrasında bu durumu kocası Amir’e anlatan Leyla “Ben öyle tahmin ediyorum
ki Ömer Müslüman olacak.” der. Bunun üzerine kocası Amir’in söylediği sözler
İslam’dan önce Ömer ile İslam’dan sonra Ömer’in farkını bizlere anlatıyor. Amir
diyor ki: “Ömer’in babası Hattab’ın ölmüş eşeği kalkar Müslüman olur, Ömer
Müslüman olmaz.” İslam'dan kilometrelerce uzak yaşanan bir hayattan İslam'ın halifesi olmaya uzanan muhteşem bir dönüşüm hikayesi...
Aklımız
Vardı Ama Hidayetimiz Yoktu!
Okuduklarımızdan
Hz. Ömer’in Cahiliye Dönemi ile ilgili söylediği bir söz doğruyu yanlıştan
ayırt edebilmenin anahtarını veriyor bizlere. Hz. Ömer bir gün genç
Müslümanlara diyor ki: “Biz öyle insanlardık ki kendi ellerimiz ile helvadan
putlar yapar sonra acıkınca onları yerdik. Kız çocuklarımızı dayına gidiyoruz
diye evden alır, kendi ellerimizle diri diri toprağa gömerdik!” Bu sözleri
duyan genç Müslümanlar şaşkınlıkla “Ey Müminlerin Emiri! Siz bunları nasıl
yapabildiniz? Bunları yaparken aklınız yok muydu?” diye sordular. Hz Ömer bu
soruya şu şekilde karşılık verdi: “Ey Oğulcuğum! Aklımız vardı, ama hidayetimiz
yoktu.” Yani hak ile batılı ayırt etmemizi sağlayan şey tek başına akıl
değildir. Akıl gözdür, hidayet ise nur, yani ışıktır. Işık olmayınca göz görür
mü?
Ömer’ül
Faruk
Hz. Ömer’in
Faruk lakabına da değinmemiz gerekli. Hz. Ömer’in Müslüman oluş sürecinin
üçüncü ve son basamağı olan Darü’l Erkam’a gelerek iman etmesi ve iman eder
etmez “Ya Resulullah! Ne zamana kadar böyle kapalı kapılar ardında imanımızı
saklayacağız. Çıkalım Mekke’nin sokaklarına ve haykıralım imanlarımızı!” demesi
üzerine Efendimiz (sas) , Hz. Ömer’e “Sen bugünden sonra Ömerü’l-Faruk’sun!”
diyecektir. El-Faruk, fark eden, ayıran, kesip koparan… Hakkı batıldan, imanı
inkardan, hidayeti dalaletten, adaleti zulümden, hayrı şerden çok net
çizgilerle ayıran… Hz. Ömer ömrünün sonuna kadar bu lakabın hakkını vererek
yaşamıştır.
Adaletin
Timsali
Hz. Ömer
(ra) sanılanın aksine sadece celal sıfatının sahibi biri değildi. Hz. Ömer (ra)
‘ in şahsiyetinin üç temel esası vardı: Adalet, kuvvet ve rahmet. Kuvvet
olmazsa otorite sağlanamaz. Ancak kuvvetin hemen karşısına rahmet konmazsa, o
kuvvet Allah korusun zulme, haksızlığa dönüşebilir. İşte Hz. Ömer (ra) celal
sıfatı ile adalet terazisini hayatında kurarken bir kefesine kuvveti, bir diğer
kefesine de rahmeti koydu. Böylece adaletin timsali, örneği ve rehberi oldu.
Sultan Değil
Halife
Son olarak
Hz. Ömer’in hilafeti bir yetki değil, görev olarak anlaması üzerinde durmak
istiyorum. Hz. Ömer hiçbir zaman halifeliği bir güç gösterisi, halkı ezmek için
bir araç veya servetini artırmak için bir kazanç kaynağı olarak görmemiştir. Selman-ı
Farisi onun son haccında Arafat’ta şöyle ağladığını görüyor: “ Vallahi! Halife
miyim, sultan mıyım bilemiyorum. Eğer halife isem rahmeti elde edebilirim, eğer
sultan isem vay halime…” Selman-ı Farisi bu sözleri duyunca: “Ömer korkma! Sen
haksız yere bir tek dirhem yemedin, haksız yere bir tek dirhem yedirmedin; sen
Resulullah’ın raşid halifesisin.” diyecekti. Rabbim bizlere Hz. Ömer’in bu
şuurunu içinde taşıyan yöneticiler nasip etsin inşallah.
Konuştuklarımızdan
Hz. Ömer’in hayatındaki beş kavram dikkatimizi çekiyor: Samimiyet, farukiyet,
adalet, kuvvet ve rahmet. Rabbim bizlere de Hz. Ömer gibi samimi bir iman
sahibi, hakkı batıldan ayırabilen, kuvvet ve rahmeti dengeleyerek adaletle
davranabilen birer Müslüman olmayı nasip etsin inşallah. Hz. Ömer (ra)’ e selam
olsun.
Yorumlar
Yorum Gönder