Ana içeriğe atla

1. DERS: HZ. EBU BEKİR

     İlk Halife ve ilk Müslümanlardan olması sebebiyle Peygamberimizin en iyi dostuyla konuya giriş yapıyoruz. Kitabımız, Hz. Ebu Bekir' i ona en çok yakışan beş kavramla açıklamayı tercih etmiş. Zira Hz. Ebu Bekir' in hayatından ayrı bir kitap yazılabilir.

1.Muhabbet

     Seven, sohbeti hoş olan kişi... Sevdiği için kendini feda eden kişi... Bu tabirlere Hz. Ebu Bekir'den daha fazla uyan var mıdır? Peygamberimiz ve İslam için elinde avucunda ne varsa harcayan bir kimsedir o. Sevgisi lafla kalmamış hareketlerine yansımıştır. Bu konuda kitabımızda güzel bir örnek mevcut (Hz. Ali' nin dilinden anlatılıyor):

    Nübüvvetin ilk günleri, Peygamberimiz ve bir avuç müslüman Kabe' de namaz kılarken Mekkeli müşrikler onlara saldırmaya başladı. Bu durumu haber alan Hz Ebu Bekir, hır gürün ortasına daldı ve Peygamberimizi müşriklerin darbelerinden korumaya çalıştı. Bu esnada kendisi dayak yedi.

2.Sadakat

    Kelimenin kısa tanımı, özünde ve sözünde sadık olma, doğruluktan ayrılmamadır. Hz. Ebu Bekir, doğruluktan asla ayrılmamış ve doğruyu tereddütsüz bir şekilde kabul etmiştir. Bu konuda verilebilecek en güzel örnek İsra ve Miraç hadisesinde Ebu Bekir' in takındığı tutumdur: 

    Müşrikler, bu olayı Peygamberimizden işittiklerinde onun delirdiğine kanaat getirmişlerdi. Durumu Hz. Ebu Bekir' e anlatılar ki onu İslam davasından döndürmeyi amaçlıyorlardı. Fakat o, eğer Peygamber bunu söylemişse doğrudur dedi. İşte bu, sadakatin zirve noktalarından biridir sevgili dostlarım.

3.Teslimiyet

    Müslüman kayıtsız, şartsız teslim olan demektir. Bu konuda da Hz. Ebu Bekir güzel bir misal teşkil etmektedir bizim için.

    Rum ve Pers orduları arasında yapılan son savaşın galibi İranlılardı. Müşrikler buna seviniyor, müslümanların da hristiyanlar gibi yenileceklerini söyleyip duruyorlardı. Zira iki grup da ehl-i kitaba mensuptu.  Bunun üzerine Rum Suresi nazil oldu. Yakın bir zamanda Rumların galip geleceğini haber veriyordu. Fakat Rum İmparatorluğu savaştan sonra büyük bir yıkıma uğramıştı ve kazanacak gibi de durmuyorlardı. 

    Peygamberimizden Rum Suresini dinleyen Hz. Ebu Bekir, Mekke'deki yüksek bir tepeye çıktı ve ayetleri gür bir sesle okumaya başladı. "Birkaç sene sonra Rum, muhakkak İranlıları yenecek." diye de ekledi. Übey b. Halef, onun yalan söylediğini ima etti ve bahse davet etti Hz. Ebu Bekir' i. Bahse girildi. Ebu Bekir durumu Peygamberimize anlattı. Peygamberimiz de birkaç seneden kastın, üç ila dokuz yıllar arasında olduğunu açıkladı ve bahsin süresiyle develerin sayısını arttırmasını salık verdi.

    Peygamberin dediğini yapan Hz. Ebu Bekir, Rumların galibiyetinden sonra Übey b. Halef' ten 100 deve ödülünü aldı ve Efendimizin emriyle develeri sadaka olarak dağıttı.

4.Celadet

    Yiğitlik, kahramanlık anlamlarına gelir bu kelime. Hz. Ebu Bekir deyince akla ilk gelen sözcüklerden biri değil belki.  Ama hayatında bunun örnekleri mevcuttur. Bunlardan biri, Peygamberimiz vefat ettikten sonra yaşananlardır:

     Hz. Ömer, Peygamberimizin ölemeyeceğini haykırırken, Hz. Ali bir köşeye çekilmişti, Hz. Osman ise yere yığılmıştı. Bu kargaşa ve yılgınlık ortamında Hz Ebu Bekir çıkıp şöyle dedi:

"Ey insanlar! Her kim Muhammed' e tapıyorsa bilsin ki o ölmüştür. Her kim Allah' a tapıyorsa bilsin ki Allah el-Baki ve el- Hayy olandır."

    Sonra Al-i İmran Suresi' nin 144. ayetini okudu:

"Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisingeriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim gerisingeriye dönerse, Allah’a hiçbir zarar veremez. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır."

    İşte böylesi zor bir zamanda Hz. Ebu Bekir yiğitçe İslam toplumunu sakinleştirmeyi başarmıştır.

    Kitapta celadeti anlatan kısa bir cümleyle dördüncü maddeyi kapatmak istiyorum:

"Kükremesi gereken yerde sessiz kalan zillete, sessiz kalması gereken yerde kükreyen ise zulme kapı açar."

5.Evveliyet

    İlk olmak ve bunun için yarışmak diye açıklayabiliriz. Hz. Ebu Bekir, ilk erkek müslümanlardan ve ilk halife. İyilikte hep yarışmış bir kişi. Sermayesinin çoğunu İslam uğruna harcamış bir şahıs. 

    Ondan öğreneceğimiz çok şey var. Allah bizi iyi öğrenciler eylesin.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Girizgah

      Tüm düzenimizin bozulduğu bu dönemde, bir rehberin ihtiyacını duyduk. Birkaç arkadaş bir araya gelip bir sohbet zinciri kurduk, konumuzu da "Sahabe Hayatları" olarak belirledik.     Her hafta bir sahabeyi Muhammed Emin Yıldırım' ın Sahabe Dersleri adlı kitabından okuyacağız. Edindiğimiz bilgiyi ise merkep gibi taşımaktansa paylaşmaya karar verdik.     Bir ürün ortaya koymanın değeri çoktur. Yalnız konuşmakla olmaz, üretmek lazım. Biz de her hafta öğrendiklerimizle ilgili notlar paylaşmaya karar verdik. Zira yazmak zihni açar ve düşünceleri düzene sokar.  Allah' ın izniyle, siz de bu notlardan bizim kadar yararlanırsınız.     Hayatlarımızı sahabe rehberliğinde geçirmek dileğiyle.    

7. Ders: Hz. Talha bin Ubeydullah (r.a)

Vedûd olan Allah'ın adıyla... Bazı okul meşguliyetlerimiz sebebiyle yazılarımızı paylaşmada biraz geciksek de buluşmalarımıza devam ediyoruz elhamdülillah. Bu yazımızda Yaşayan Şehit Talha bin Ubeydullah'tan bahsedeceğiz. Yapraklarını, dallarını, meyvelerini, salkım salkım çiçeklerini cömertçe sunan akasya ağacı anlamına gelmektedir Talha. Sahabe efendimiz de tam olarak ismiyle müsemmâ. Henüz İslam'la tanışmadan önce de imanın izlerini taşıyor hayatında. Yoksullara yardım ediyor, düşene destek çıkıyordu. Yine bir gün ticaret için gittiği Busra'da bir rahipten duyduğu sözler vesile oldu imanla tanışmasına. Ardından Mekke'ye döndüğünde birçok insana olduğu gibi Hz. Ebu Bekir'in elleri götürdü onu Peygamberimiz (sav)'e.  Yüreğine dolan iman sevincini ailesiyle paylaşmak şöyle dursun akrabalarından işkencelere maruz kalıyor, bu eziyetlerin başını da annesi çekiyordu. Bunca ağır eziyetlere rağmen hakikatin tadını bir kez almıştı.  ''İsterseniz beni öldürü...

5.DERS: HZ. HATİCE

  “Hanımlar âleminin en hayırlıları şunlardır: İmran'ın kızı Meryem,   Müzâhim'in kızı Âsiye,   Hüveylid'in kızı Hatice,   Muhammed'in (sas) kızı Fâtıma. " (Tirmizî, Menâkıb, 130) Bismillah. O   kutlu kadın ki, yeryüzünde Peygamber Efendimiz (sav)’den sonra ilk iman eden kişi olma şerefine nail olmuş, evine doğan nübüvvet güneşine on yıl kol kanat germiş, cahiliye toplumunda dahi  t âhire, ceyyide, kübra olarak bilinmiş, hanımlar âleminin en hayırlı kadınlarından Hz. Hatice bint Hüveylid...   Biz Hatice annemizden (radıyallahu anha) kendini   –malıyla, mülküyle, evlatlarıyla- davasına adayan mümin insan karakterini öğrendiğimiz gibi yine O’na bakarak Müslüman kadının İslam toplumunda birey olarak yeri ve değeri; buna ek olarak eş olma, annelik, tacirlik gibi toplumsal vazife ve rolleri hakkında fikir sahibi oluyor ve İslam kadını olarak karşılaştığımız tüm görevlerde yüzümüzü ona her döndüğümüzde muhteşem bir örnek tablo ile karşılaş...